21 Ekim 2013 Pazartesi

Çanakkale Gezi Notları

Çanakkale'de bir bayram sabahına uyandık. Otellimiz fena değildi fakat Avrupa otellerinin maliyeti kısma hastalığı, bizim otellere de nüksetmiş anlaşılan. Gece soğuk olduğundan görevliyi aradık,  klimanın kumandasını getirir misiniz? diye. Acaba kumanda kendisi saklanmış olabilir mi bizden diyerek çekmecelere, kumandanın saklanacağı her yere baktık. Biz Türk insanı iyi niyetimizi son kerteye kadar muhafaza eder otelini Kırmızı Başlıklı Kız'daki kurt veya La Fontain'in Karga ile Tilki'sindeki tilki kurnazlığı ile yöneten Avrupa'daki otel sahiplerine benzetmeyiz bizim otellerin sahiplerini. Neyse uzun bir süre sonra görevli kapıyı çaldı. O an kafamızdaki beklentileri yerle bir edecek ve dimağımızda onarılamaz bir tahribat yaratacak bir olasılığı hiç düşünmemiş olmamız, amigdalanın da devreye girmesiyle hafif bir algı sorunu yaşadık. Görevli bir kumandayla gelmediği gibi, odada bulunan ve o ana kadar ne işe yaradığı konusunda en ufak bir fikrimizin olmadığı duvarda sonradan açılarak içine yerleştirilmiş gibi duran şeye dokunarak 'Biz de klima kumandası yok, tüm klimalar merkezi sistemle çalışır.' gibi ip un serdim tarzında bir şeyler söyledi. Klimada iki ışık yandı ve fakat bir sıcak hava üfleme sesi alamadık. 'Birazdan ısınır.' yalanına kandık.
 
Sabah otelde kahvaltıya baktık kötüydü. Bir kaç lokma atıştırıp çaylarımızı içerek manzarayı seyre daldık.

 
Yağmur yağmadan açık havada gezilecek yerleri gezelim mantığıyla yola koyulduk. Çıkarken otelin sahibi teşrif etmişler. Üşüdüğümüzü kendisi ne ilettiğimde, Ben kaloriferi yakmayı unutmuşum da öyle gitmişim, bugün yakacağız' dedi. Bu yalanı test edemeden otelden ayrıldık.