Çanakkale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çanakkale etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ekim 2013 Perşembe

Gerçek Truva Atı

İşte gerçek Truva Atı'na kavuşuyoruz. Bayramda oldukça ziyaretçisi gelmiş. Merdivenlerden yukarı çıkınca nereyi görmek istiyorum diye sordum kendime. M.Ö 5 yüzyılda yaşanmışta olsa Anadolu topraklarında yaşayan Truvalıların, Akhalar tarafından bu atın içine askerlerini gizleyerek pekte etik olmayan bir hile ile yenmiş olmaları insanı hüzünlendiriyor.
 
 
Tarihin bize bıraktıkları onu daha iyi anlayıp geleceği strateji ilmiyle planlayabilmek içindir.

 
Anadolu medeniyetlerine gereken ilgiyi gösterebiliyor muyuz?

 
Bu tanıtım yazısını okuduğunuzda tahta atı hazırlayarak Anadolu topraklarındaki Truva halkını yenen Akalar için 'cesur Akalı askerler' güzellemesi kullanılmış. Kaleyi savaşarak alamayan Akhalar hile ile almaya çalışmışlar. Bunun neresi cesaret anlamadım. Daim- Benz'in katkısıyla sanırım hazırlanmış bir yazı.
 
Burası Truva Atı'nın bulunduğu bölgedeki hediyelik eşya dükkanı. Orada bulunduğumuz süre boyunca oryantal müzik çalıyorlardı. Kendimi Beyrut'a falan mı geldik? diye sorguladım. Dayanamayıp dükkanın sahibini görmek istedim. 'Bizim Anadolu ezgileri taşıyan müziğimiz hiç mi yokta bunları çalıyorsunuz bir saattir'. dedim. Sorumlu bu müzisyenin dünyaca ünlü olduğunu söyledi. 'Olabilir ama ezgileri bize ait değil'. dedim. Doğru bir anlatımla sorumluyu ikna edebildim ki bizim orda bulunduğumuz süre zarfınca Türk müziği dinledik.

 
Bu manzaraları Manzara Lokantası'nın bahçesinden çektim. Aman buraları yok etmeyelim. Buralara yazlık, otel kondurmasalar da bizde bu doğallığı uzun yıllar görebilsek.

 
Manzara Lokantası demişken çok güzel kahvaltısı var. Yolunuz düşerse kiremitte mıhlama, zeytinyağlı biber ve domates salçalarından tatmayı unutmayın. Sevgiyle kalın...
http://kumtanesiyiz.blogspot.com/

21 Ekim 2013 Pazartesi

Çanakkale Gezi Notları

Çanakkale'de bir bayram sabahına uyandık. Otellimiz fena değildi fakat Avrupa otellerinin maliyeti kısma hastalığı, bizim otellere de nüksetmiş anlaşılan. Gece soğuk olduğundan görevliyi aradık,  klimanın kumandasını getirir misiniz? diye. Acaba kumanda kendisi saklanmış olabilir mi bizden diyerek çekmecelere, kumandanın saklanacağı her yere baktık. Biz Türk insanı iyi niyetimizi son kerteye kadar muhafaza eder otelini Kırmızı Başlıklı Kız'daki kurt veya La Fontain'in Karga ile Tilki'sindeki tilki kurnazlığı ile yöneten Avrupa'daki otel sahiplerine benzetmeyiz bizim otellerin sahiplerini. Neyse uzun bir süre sonra görevli kapıyı çaldı. O an kafamızdaki beklentileri yerle bir edecek ve dimağımızda onarılamaz bir tahribat yaratacak bir olasılığı hiç düşünmemiş olmamız, amigdalanın da devreye girmesiyle hafif bir algı sorunu yaşadık. Görevli bir kumandayla gelmediği gibi, odada bulunan ve o ana kadar ne işe yaradığı konusunda en ufak bir fikrimizin olmadığı duvarda sonradan açılarak içine yerleştirilmiş gibi duran şeye dokunarak 'Biz de klima kumandası yok, tüm klimalar merkezi sistemle çalışır.' gibi ip un serdim tarzında bir şeyler söyledi. Klimada iki ışık yandı ve fakat bir sıcak hava üfleme sesi alamadık. 'Birazdan ısınır.' yalanına kandık.
 
Sabah otelde kahvaltıya baktık kötüydü. Bir kaç lokma atıştırıp çaylarımızı içerek manzarayı seyre daldık.

 
Yağmur yağmadan açık havada gezilecek yerleri gezelim mantığıyla yola koyulduk. Çıkarken otelin sahibi teşrif etmişler. Üşüdüğümüzü kendisi ne ilettiğimde, Ben kaloriferi yakmayı unutmuşum da öyle gitmişim, bugün yakacağız' dedi. Bu yalanı test edemeden otelden ayrıldık.

20 Ekim 2013 Pazar

Gelibolu'dan Çanakkale

Tekirdağ'dan sonra akşam üzeri Gelibolu'dayız. Kısa bir gezintiden sonra sahilde çaylarımızı içtik. Hava soğuktu, rüzgar denizden sert esiyordu. Her şeye rağmen deniz kenarında sıcacık çaylarımızı yudumladık.

Gelibolu'da gezilecek yerleri sıralarsak;
Gelibolu Mevlevihanesi,
Hallac-ı Mansur
Çimpe Kalesi
Fransız Anıtı
Biz bunları gezebildik. Bir dahaki sefere göremediklerimizi gezmek umuduyla...

 
Buradan feribotla Lapseki'ye geçiyoruz. Yolculuk yirmi dakika sürüyor. Lapseki'den Çanakkale'ye ulaşıyoruz. Gece saat ikide odamıza yerleşmiş bulunuyoruz. Yarın Çanakkale'yi yazacağım.

19 Ekim 2013 Cumartesi

Bayramın Gözleri Mikail

   Çanakkale'de Aynalı Çarşı'nın önündeyim. Çarşı kapısında fotoğraf çekmeye çalışırken bir çocuk yaklaşıyor yanıma:
-Abla beni de çeker misin?
-Adın ne senin?
-Mikail.
  Ne güzel bir çocuk Mikail.  Bayramın gözleri mi Mikail, Mikail'in gözleri mi bayramdı karar veremedim.

 
-Nerelisin sen Mikail?
-Vanlıyım abla?
-Vanlıyam, anlıyam, şanlıyam diyorsun?
-Evet, abla. Çekecek misin fotoğrafımı?
- Çekmez miyim, güzel ülkemin kara gözlüsü. Hep böyle kal.

Ülkemin sıcağı çocuk, yalnızca bir fotoğraf mı istedin?
Bayramın gözleri mi Mikail, Mikail'in gözleri mi bayram?
Arkadaşının yanına oturdu Mikail. Al bir fotoğraf daha, istediğin ne ki Mikail? Bayramın gözleri mi Mikail, Mikail'in gözleri mi bayram?

 
  Çanakkale'de yatan dedelerinizin hoşaf ve kuru ekmekti tayınları. Böyle bir milletin çocukları ne ister ki, az ister, çokça verir. Etrafımızı sarmış açgözlü insanlara bir misal olur belki Mikail. Bayramın kutlu olsun ülkemin geleceği.
Hem bayramın gözleri Mikail, hem de Mikail'in gözleri bayram. Gözlerinden öperim, Çanakkale'yle Van'a selam.

Çanakkale'de Bayram

   Bayramı Çanakkale'de geçirmek istedik. Hemen yola revan olduk. İlk durağımız Tekirdağ oldu. Çevreyi gezdikten sonra herkesten acıktım bakışları atılmaya başlayınca, soluğu merkezdeki Tekirdağ köftecisi Özcanlar'da aldık. Tekirdağ köftelerinin tüm çeşitlerini tattıktan sonra, dondurmalı peynir helvası ve Hayrabolu tatlısı istedik. İkisi de mutlaka tadılmalı derim. Çaylarımızı içerken gözüm duvardaki resimlere takıldı. 1942 yılında Tekirdağ sahiline aitti. Keşke zamanı geriye çevirmek mümkün olsa, o bozulmamış sahillere kavuşabilsek.


 
Bir resim daha paylaşacağım sizlerle bir kelime yorum yazmadan!
 
 
Tekirdağ'a veda ediyoruz. Yarın Gelibolu'yu paylaşacağım. Kalın sağlıcakla.
 
Ne çıkarsa önüme yok ederim, bitiririm
Ben insan oğluyum
Yakanı, yıkanı seyrederim,
Pek az dövünürüm yitirdiklerime
Ben insan oğluyum.
                 Sevuk BEGEN