Anneler Günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anneler Günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2013 Perşembe

Anneler Günü Yaklaşırken...

Anneler Günü Yaklaşırken herkeste bir telaş vardır. Varsa kardeşler aranır 'Anneme ne alıyoruz' 'Anneler Günü için bir şey düşündü mü? 'ler sorulur. Sonunda yıllardır yemek pişiren anneye büyük olasılıkla mutfak eşyası alınır. Bence bu yıl bunu yapmayın. Annenizin sizi büyütürken, şimdi de varsa torunla ilgilenirken yapmak isteyip yapamadığı şeyler, gitmek isteyip gidemediği yerler vardır. Hediye almayın demiyorum ama en iyi siz bilirsiniz zamansızlıktan, fedakarlıktan ertelediği şeyleri. İşte bu nokta size oldukça yaratıcı bir seçenek olur.
Ben de anneciğimi kaybettiğimden dolayı tüm annelerin 'ANNELER GÜNÜNÜ' canı gönülden kutluyorum. Bu şiiri onlara armağan olarak yazıyorum. Ve her annenin bir kokusu ve tadı vardır diyorum.
ANNE KOKUSU VE TADI

Nasıl kokardı sizin anneniz,
Leylak mı, yasemin mi,
Annemin kokusu karanfil çiçeği,
Nasıl kokardı ipek saçları,
Portakal çiçeği mi, gül mü, menekşe mi,
Benim anneminki elma çiçeği,
Nasıl kokardı annenizin öpülesi elleri,
Lavanta mı, dağ sümbülü mü, nergis mi,
Yoksa annenizin tarlada, bahçede çalışkan elleri,
Kokar mıydı kayısı, zeytin, şeftali,
Limon kokardı benim annemin elleri.
Nasıldır annenizin tadı
Elma şekerimi, tahinli pekmez mi
Damla sakızı mı, dut pestili mi,
Benim annem pamuk şekeriydi.
 
                                           Canan Begendi
http://kumtanesiyiz.blogspot.com/

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Anneler Günü

Anneler Günü yaklaşırken annesini kaybetmiş büyük çocuklar için yazmak istedim. 12 Mayıs Anneler Günü yaklaştıkça benimde üç yıl önce kaybettiğim anneme olan özlemim katmerleniyor. Özlemimi gideremediğimden midir neden evimizin yakınındaki küçük gölette alıyorum soluğu. Anlatıp üzmek istemiyorum kimseye anne özlemimi ama bir kurbağa vırakkkk diye sesleniyor.
- Hayırdır, düşüncelisin. Buradan görüyorum seni hep neşeliydin...
- Öyleyim, ama Anneler Günü yaklaşıyor ve ben üç yıldır annemin yavrum sen misin? sesini duyamıyorum.
- Olur öyle diyor...
- Hem sen neden soruyorsun ki...

Başlıyor bir karşılıklı sohbet. Oda annesini yeni kaybettiğini anlatıyor. Çok uzaktan bile duyunca annesinin sesini tanırmış. Çünkü annesinin sesi çok tatlıymış...

- Benimkinin de çok tatlıydı sesi..
Diyorum ve boğazım düğümleniyor. Devam edemiyorum.
- Çok mu özledin diyor.
- Çokkk.....
- Ben de diyor. Mezarlığa git o halde diyor.
- Gidemem uzakta, ancak yaz tatilinde diyorum.
- Sen ne yapıyorsun özlediğinde diyorum. Göletteki tüm anneleri annem gibi düşünüyorum diyor. Sonra başlıyor göletteki yaşamı anlatmaya. Kirlilikten dem vuruyor.
- Anne özleminden ne zaman geldin oralara diyorum. Hani ikimizde özlemiştik diyorum...
- Hiç oralı olmuyor. Sen neler yapıyorsun ? diyor.
- Sen bilirsin diyorum. Her şeyi biliyorsun ya...
- Anlat diyor.
- Ben de anlatıyorum. O anlatıyor ben dinliyorum, ben anlatıyorum o dinliyor.
En son annemi gördüğüm rüyamı anlatıyorum. Dinliyor fakat o konuşkan kurbağa sustu.
- Sahi kurbağalar rüya görür mü? diye bir boşboğazlık yapıyorum ve o güne kadar hiç duymadığım bir acı sesle...
- Ne güzel diyor sen hiç olmazsa anneni rüyanda da olsa görebiliyorsun diyor.
-Öyle...diyorum. Nasıl gölette dostluklar. diyorum.
- İyi diye başlıyor. O rüya konusunu unutana kadar hep onu dinliyorum. Başka bir boşboğazlık yapıp dostumu kaybetmek istemiyorum.

Hava serinliyor. Veda zamanı dost diyorum. İyi geceler diyorum. İyi rüyalar diyor. Hala unutmamış. Arkamdan sesleniyor seneye Anneler Günü yaklaşırken yine gelecek misin? diyor. Tabii ki...