6 Mayıs 2013 Pazartesi

Şiirle Süsleyelim Çocukluğu

      Demir ile şiirli günlere devam ediyoruz. İlk şairimiz Orhan Veli oldu. Çocuklara şiiri sevdirirken ondan başlamayı tercih ettim. Şiirin duygu gücünü bilen ve çocuklarına şiir okuyan anneler bilir. Çocukluğu şiirlerle zenginleşmiş çocuk daha duygulu ve daha sanatsal yaşar hayatını. Bir süre sonra bu güzel şiirler dökülüverir çocuğumuzun ağzından. Nitekim bir kaç gün önce kahvaltı sofrasına otururken eşim pencereden dışarı baktı ve 'Bugün hava güzel' dedi. Demir hemen ne demiş Orhan Veli 'Beni bu güzel havalar mahvetti' demez mi? Ben bile beklemiyordum böyle bir cevabı.

      Bugün Demir'le yine Orhan Veli'nin 'Gölgem' şiirini okuduk.


Bıktım usandım sürüklemekten onu,
Senelerdir ayaklarımın ucunda,
Bu dünyada biraz da yaşayalım,
O tek başına,
Ben tek başıma.

Fakat şiir içeriği hakkında çok konuşamadık. Okulundan kitap getirmiş. Çok uykusu geldiği için kitabı okumamı istedi. Kitap, Tübitak yayınlarında 'Uydular'. Şimdiki çocuklar böyle...

İnovasyon Şart

Bizim dilencilere buradan duyurulur: İnovasyon şart! Bu fotoğrafı Prag gezimizde çekmiştim. Bizim dilenciler kırmızı ışıkta atıveriyorlar kendilerini arabaların önüne. Kucaklarında zavallı minicik bebekler. Soğuk demiyorlar, rüzgar demiyorlar, biz nerede onlar orada. Minicik masum bebeklerin kullanılması hayırsever insanları sinirlendiriyor. Artık değişin. O masum çocukları kullanmayı bırakan. Bakın Prag'ta dilenci nasıl bir inivasyon geliştirmiş. Maket kullanmış. Belki de yeni fikirler peşinde koşarken benzeri bir maketi mesaiye bırakmış. Siz ise yıllardır aynı yöntemleri kullanıyorsunuz. Siz de kafa yorun biraz. Belki buna kafa yorarken artık dilenmek yerine çalışmayı akıl edebilirsiniz de bir dejavu sona erer.
http://kumtanesiyiz.blogspot.com/

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Anneler Günü

Anneler Günü yaklaşırken annesini kaybetmiş büyük çocuklar için yazmak istedim. 12 Mayıs Anneler Günü yaklaştıkça benimde üç yıl önce kaybettiğim anneme olan özlemim katmerleniyor. Özlemimi gideremediğimden midir neden evimizin yakınındaki küçük gölette alıyorum soluğu. Anlatıp üzmek istemiyorum kimseye anne özlemimi ama bir kurbağa vırakkkk diye sesleniyor.
- Hayırdır, düşüncelisin. Buradan görüyorum seni hep neşeliydin...
- Öyleyim, ama Anneler Günü yaklaşıyor ve ben üç yıldır annemin yavrum sen misin? sesini duyamıyorum.
- Olur öyle diyor...
- Hem sen neden soruyorsun ki...

Başlıyor bir karşılıklı sohbet. Oda annesini yeni kaybettiğini anlatıyor. Çok uzaktan bile duyunca annesinin sesini tanırmış. Çünkü annesinin sesi çok tatlıymış...

- Benimkinin de çok tatlıydı sesi..
Diyorum ve boğazım düğümleniyor. Devam edemiyorum.
- Çok mu özledin diyor.
- Çokkk.....
- Ben de diyor. Mezarlığa git o halde diyor.
- Gidemem uzakta, ancak yaz tatilinde diyorum.
- Sen ne yapıyorsun özlediğinde diyorum. Göletteki tüm anneleri annem gibi düşünüyorum diyor. Sonra başlıyor göletteki yaşamı anlatmaya. Kirlilikten dem vuruyor.
- Anne özleminden ne zaman geldin oralara diyorum. Hani ikimizde özlemiştik diyorum...
- Hiç oralı olmuyor. Sen neler yapıyorsun ? diyor.
- Sen bilirsin diyorum. Her şeyi biliyorsun ya...
- Anlat diyor.
- Ben de anlatıyorum. O anlatıyor ben dinliyorum, ben anlatıyorum o dinliyor.
En son annemi gördüğüm rüyamı anlatıyorum. Dinliyor fakat o konuşkan kurbağa sustu.
- Sahi kurbağalar rüya görür mü? diye bir boşboğazlık yapıyorum ve o güne kadar hiç duymadığım bir acı sesle...
- Ne güzel diyor sen hiç olmazsa anneni rüyanda da olsa görebiliyorsun diyor.
-Öyle...diyorum. Nasıl gölette dostluklar. diyorum.
- İyi diye başlıyor. O rüya konusunu unutana kadar hep onu dinliyorum. Başka bir boşboğazlık yapıp dostumu kaybetmek istemiyorum.

Hava serinliyor. Veda zamanı dost diyorum. İyi geceler diyorum. İyi rüyalar diyor. Hala unutmamış. Arkamdan sesleniyor seneye Anneler Günü yaklaşırken yine gelecek misin? diyor. Tabii ki...

Demir'in başucu kitaplarından

Sevgili anneler ve babalar,
 bu blogda amacım paylaşımda bulunmak. Sizlerin fikirlerini almak. Birbirimizle paylaşarak daha sevgi dolu, çevreye, insana, edebiyata, sanata, bilime duyarlı birey yetiştirmenin sorumluluğunu da paylaşabiliriz buradan. Ben ancak bir kum tanesiyim ve diğer kum taneleriyle birlikte geleceğimiz olan çocuklarımızı hayata hazırlarken onları insani değerlerle nasıl birlikte bezeyebiliriz bunun inancını paylaşmaya çalışıyorum. Çok bilindik ama birlikten neler doğmaz. Çocuk yetiştirmek uzun ve meşakkatli bir süreç. Ne yazık ki bu süreçte geriye almak, silmek tuşları yok. Çocuklarımıza çoğumuz rutin olarak kitap okuyoruzdur. Bunlar çoğunlukla öykü ve masal kitapları oluyor.  Okuduğumuz kitaplarla çocuklarımızın hayal gücünü zenginleştirmelerine katkı sağlayabiliriz. Ben dün gece Demir'e Mavisel Yener ve Aytül Akal'ın MAVİ AY adlı şiir kitabını okudum.
 

Çok güzel bir şiir kitabı. İçinde hayal gücünün imbiğinden süzülmüş çok hoş şiirler var.
 
 
Hele Demir ile Ay Nine şiirine bayıldık. Ay Alfabesi, Ay Pastası, Ay'da Lunapark, Ay'da Babam, Ay'da Annem, Ay'da Okul, Ay Uykusu...Hepsi hepsi çok güzel.

Çocuk gördükçe...

Demir ile gittiğimiz otomasyon fuarı sonrası Demir evde basit makine yaptı. Tabii ki ben de ona yardım ettim. Demir 5 yaşında ve hiç bir fen ve fizik dersi almadı. Bir gün onunla oynarken aşağıdaki malzemelerin bazılarını benden istedi.

MALZEMELER
İp
Oyuncak plastik golf sopası
Oyuncak tren rayları
Kalem kapağı

Benden ip istedi. Golf sopasının ortasına bir delik açmamızı istedi. Birlikte açtık. Sonra ipi içinden geçirip delikten dışarı çıkarmamız gerektiğini söyledi. Bunu da yaptık. İpin ucuna tren rayını bağladık. Diğer ucuna da kalem kapağını bağlayarak bir makara oluşturduk. Bunları o söyledi birlikte yaptık. Motor becerilerinin yetmediği noktada ben yardım ettim.

 
Görüldüğü gibi evdeki malzemelerden yapılmış bir basit makine örneği. Otomasyon fuarından hemen sonra yapıldı. Gitmesek yine de bunu yapar mıydı sizce? Bence çocukta yeni ufuklar açmayı yalnızca gittiği okulların tasarrufuna bırakmamak gerektiğini düşünüyorum. Çocukların makul çerçevelerde istediklerini yapmalarına fırsat sağlayalım. Eğitimi okul verir ama  biz evdeki eğitim sürecinin en önemli unsurlarıyız. Onlarla kıymetli zamanlar harcayarak anne- baba sorumluluğunun gereğini sağlarken bir taraftan da çocuğumuzun dünyasına giriyoruz. Bu dünyada onun nasıl düşündüğünü görebiliyoruz. Bazen çocuklarımız çok saçma bir şey de düşünebilir ama bu biz büyüklerin dünyasında saçmadır. Onlar içinse tecrübe edilerek öğrenilmesi gereken bir fikirdir.
 

Demir ile robot şenliklerinin ardından orada gördüğümüz merdiven çıkan robotun eve yansıması görülüyor. Eski oyuncak araba tekerleri, ısıtarak şekil verdiğimiz plastik çatallarla bize bir robot şekil transferi sağladı ancak bizimki merdiven çıkan robota benziyor ama henüz merdiven çıkamıyor. Bu gidişle Demir ile birlikte ben mekanikte öğreneceğim galiba.
http://kumtanesiyiz.blogspot.com/

3 Mayıs 2013 Cuma

Sanayi WIN World Endüstriyel Otomasyon Fuarı'nın Ardından

Anne ve babaların çocuklarının ilgi alanlarını keşfetmeleri çok önemli. Ben oğlumun yapım ve inşaya, makineye, otomasyona ve robotlara ilgisinin olduğunu, oynadığı oyunlardan, çizdiği resimlerden, okumamı istediği kitaplardan yola çıkarak fark edebildim. Bu konuda bir gün okul rehber öğretmeniyle konuşurken bana onu fuarlara götürebileceğimi söyledi. Biz de Demir'le WIN EUROSIA Otomasyon fuarını görmek için Tüyap'a gittik. Fuar 21-24 Mart tarihleri arasındaydı. Biz Demir ile 24 Mart'ta gittik. Yazmakta biraz geç kaldım ama benim amacım çocuklarımızla onların ilgileri doğrultusunda farklı faaliyetler de bulunabileceğimizi anlatmak. Saat 11.00 da kapıdan ziyaretçi kartlarımızı alarak giriş yaptık. Demir hiç vakit kaybetmeden firmaların ürünlerini incelemeye başladı.

 
Demir burada endüstride kullanılan bir döndürücü makineyi inceliyor. Döndürerek üretilen ürünlerde kullanılıyormuş. Ben pek bu konulardan anlamıyorum ama küçük adam, mühendisleri sorularıyla şaşırtıyor. Onlarda sabırla Demir'in bütün sorularına cevap verdiler. Buradan onlara tekrar teşekkür ediyorum.
 
 
Demir uzunca bir zaman bu makinenin dönüşünü izliyor ve hatta açma-kapama düğmeleriyle çalıştırıp durduruyor. Burada bütün merakını giderdikten sonra yoğurt doldurma makinelerinin başına gidiyoruz.
 
Burada görüldüğü gibi çok saygıdeğer mühendisimiz soru yağmuruna tutuluyor. Demir 'e makinenin nerede, nasıl kullanıldığını çok güzel anlatıyor.

 
Anı olarak Demir'e yoğurt kasesi veriyorlar. Demir bunu hala saklıyor. Gezdiğimiz firmaların stantlarındaki görevli arkadaşlar Demir'e şeker, çikolata vb. ikram etmek istiyorlar. Ama Demir istemiyorum bana şu makinayı anlatır mısın? diyor. Onlarda gülüyorlar ve çok yardımcı oluyorlar.

 
Her makinenin başında oldukça uzun zaman geçiriyoruz. Ben sıkılıyorum ama bu küçük adam sıkılmıyor. Ne kadar kaldığımızı tahmin bile edemezsiniz.

 
Yine Demir sanayide kullanılan bağlantı aksamlarını inceliyor. Bunların nerede kullanıldığını öğreniyor.
 
Buradan ev güvenlik sistemlerinin sergilendiği bir bölümdeyiz. Hangi güvenlik sistemleri ile donatıldığını öğreniyoruz.

 
İşte Demir'in en uzun kaldığı yer. Bu robot, otomasyonda kullanılıyor. İlaç sektöründe ilaçların dizilimini yapıyor. Bu robot siyah, yeşil ve kırmızı pulları yan yana, alt alta çeşitli kombinasyonlarda, programlar doğrultusunda diziyor. Demir kendisinin de bu robottan yapmak istediğini söylüyor. Ben de her anne gibi büyüyünce oğlum, mühendis olursun yaparsın diyorum. Ben mühendis olmadan şimdi yapmak istiyorum diyor.
 Tam tamına 5 saat geçiriyoruz fuarda. Yıldız Pompa, Demir'e pasta ,fındık ve meyve suyu ikram ediyor. Ama Demir neredeyse oradaki bütün ürünler hakkında bilgi aldıktan sonra ancak ikramları kabul ediyor. Oğlum Demir ile her yer ve her şey çok güzel.
http://kumtanesiyiz.blogspot.com/

 

İtüro 2013 Robot Şenlikleri'nin Ardından

  
Sevgili anneler,
geçtiğimiz günlerde (11-12-13 Nisan) İtüro Robot Şenlikleri vardı. Teknolojiye merakı olan anne ve çocuklar için görülmesi gereken bir şenlikti. Broşürde gördüğünüz gibi İTÜ Ayazağa kampüsünde gerçekleşti. Bizde oğlum Demir ile birlikte 13 Nisan Cumartesi günü gittik. Yarışmalar çok eğlenceliydi. Saat 10.00 gibi labirentte giden robot yarışması vardı. Biz onu sonundan yakalayabildik. Saat 11.00 da çizgi izleyen robotların final yarışmasını izledik. Saat 12.00-16.00 arasında Mini Sumo finalleri yapıldı. Biz Demir ile beraber, finaller bitene kadar oradaydık. Ancak kapanışa kadar kalamadık.
Çizgi İzleyen Robot Finalleri
Bu bölümde oldukça uzun zaman geçirdik. Çünkü bu salonda çizgi izleyen robot finallerinin ardından mikro sumoların yarışmaları devam etti. Demir bu finalleri de sonuna kadar izledi.

 
Merdiven Çıkan Robot yarışmasının birincisi işte burada. Yarışmayı Tokat Zile'den  bir teknik lise öğretmenimiz kazandı.
 
Demir burada askeri okul öğrencilerinin yaptığı merdiven çıkan robotu inceliyor. Onlara sorular soruyor.
 

 
Merdiven Çıkan Robot birincisini inceliyor, hakkında sorular soruyor. Birincinin tasarımcısıyla fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmiyoruz.

 
Demir ile birlikte dengede duran robot yarışmasını izliyoruz. Oldukça sessiz oluyoruz. Robotun dengelenmesi çok uzun sürüyor. Ama merakla bekliyoruz. Burada da bütün yarışmacıları izledikten sonra üst salondaki robot türlerini görmek için yukarı çıkıyoruz.

 
Bu, ekrandan sizin fotoğrafınızı çektikten sonra bunu kağıt üzerine çizerek transfer yapan bir robot. Demir ile birlikte tecrübe etmek istiyoruz ama görevli çizimin çok uzun sürdüğünü belirtiyor.

Kimyacılar için iyi düşünülmüş, tehlikeli tahlil ve deneylerde kullanılabilecek bir robot. Deney tüplerini hareket ettirerek beherglasa döküyor. Ayrıca verilen komutları hafızaya alarak kendi o işlemi tekrar edebiliyor.
İşte Bahçeşehir Üniversitesi Mekatronik Bölümü 4.sınıf öğrencisinin askeri alanda kullanılabilecek bir çalışması, arazi tarıyor. Mayın taramada kullanılabileceği söyleniyor.

 
Yine aynı öğrencinin karada ve denizde hareket eden hovercraftı. Demir 'in kullanmasına izin verildi. Ama karada kullandı.
 
Görüldüğü gibi tasarımcı ağabeyden kullanma talimatları öğreniliyor. Daha sonra hovercraftı kullanan Demir'in keyfine diyecek yok.

 
Demir burada bir yarışmacıdan tasarımı hakkında bilgi alıyor. Tasarımcıyı sorularıyla oldukça zorluyor. Her şeyi anlatmasını istiyor.
Daha sonra Neotech firmasının futbol oynayan robotlarını kullanabilmek için tamda randevu saatinde orada oluyoruz.

 
Bizden önce oynayanları izleyip sıramızın gelmesini sabırsızlıkla bekliyoruz. O sırada Demir de kendine uygun bir rakip buluyor ve birlikte birlikte oynuyorlar.

 
Firma görevlileri çok cici insanlar, çocuklara çok güzel bir şekilde kumanda düğmelerini anlatıyorlar. Firma bu robotların kitlerini sağlayabiliyor. Ayrıca robot yapmak isteyenler için Türkçe kitaplar da hazırlayacaklarmış. Bir çok firma sponsor olmuş bu şenliklere, Neotech bunlardan yalnızca biri. Acıkınca koştuğumuz Saray standı, Gloria  Jean's kahve standı, Şişli Belediyesi, Tübitak vb. bir çok sponsora teşekkür ederiz. Öncelikle de İTÜ'ye çok teşekkür ediyoruz bu güzel şenliği hazırladıkları için.
 
 Sanırım bu fotoğrafla Demir'in ne söylemek istediğini anlamışsınızdır. SENEYE ŞENLİKLERİ DÖRT GÖZLE BEKLEYECEĞİZ.
http://kumtanesiyiz.blogspot.com/