31 Mayıs 2013 Cuma

Neye Niyet Neye Kısmet

       Dün Demir, ablası ve ben alışverişe çıktık. Demir'in doğum günü yaklaştı. Okul arkadaşlarından yaz doğumlu olanlarla birlikte bir parti yapılacak. Hem Demir'in hem de arkadaşlarının hediyelerini alalım dedik. Ama öyle acıkmışız ki hediyeleri sonra alırız diyerek kendimizi Kırkpınar Lokantasına zor attık. Siparişlerimizi verdik. Çalışan ablaların hepsi çok tatlı kızlar. Demir'e aşçı şapkasını taktılar. Hemen boyama sayfalarını verdiler. Demir siparişler gelene kadar bir resim boyadı.

 
 Bir köşeye belleten koymuşlar, boyama bitince çalışan ablalardan biri Demir ile beraber resmi götürüp astılar. Ne yediğimize gelince ciğer tavası ve köfteleri güzel. Karışık meyve kompostoları soğuk ve tazeydi. Yemekten sonra çaylarımızı içerken Demir ikinci resmini de boyadı ve onu da astılar.

AVM kapanmadan alışverişe başlasak iyi olur düşüncesiyle koşar adım Armağan oyuncağa geçtik. Hediye paketlerini yaptırdık. Arkadaşının oyuncağını Demir seçti. Ablası çaktırmadan onun hediyelerini de paketlettirdi. Oradan çıkınca şampuan alalım diye bir mağazaya girdik. Aradığımız şampuan olmayınca ben neyse şöyle bir bakalım dedim. Bizinkiler ben bakarken biraz oyalandılar. Bakalım derken fazla bakmışım ki şunları almışım.

 
 L'oreal yüz temizleme jeli, Maybelline Dream Fresh, , Flormar Blush On şeftali tonunda, Maybelline Eyestudio, Pastel Oje pembe, Maybelline Rocket Volum Express, Essence Eyeshadow yeşil ve sarı tonlarında, Essence pembe ruj, Essence şeftali tonu ruj

 
L'oreal True Mach pudra
 
Şaka gibi değil mi? Şampuan alacaktım, aradığım marka olmayınca kadına özgü alışveriş sendromuyla bunları almışım. Biz kadınlar böyleyiz herhalde, en azından ben öyleyim. Kalın sağlıcakla...

28 Mayıs 2013 Salı

Demir'den İlk Mısralar


Demir'den İlk Mısralar



 Dalga dalga dalgalansın deniz,
Pırıl pırıl parlasın,
Güneş ısıtsın,
Bütün herkes yazın geldiğini anlasın.
 

Dalga şehir olsun,
Yeni bir dua olsun,
Herkes mutlu olsun,
Bizim sınıf çok yaşasın.
 
Hava hava olsun,
Pırıl pırıl parlasın,
Atatürk'ün Savaş'ı,
Cumhuriyetle bitsin,
23 Nisan'ı bana versin.
 
                            DeMiR
 
'Ne dersiniz Demir ile Şiirli Günler' ilk tomurcuğunu verdi galiba. Şiir okumaya devam o halde...
 http://kumtanesiyiz.blogspot.com/

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Demir'in Kitaplığından 2

Bu gün Demir'in kitaplığından, seçimini kendi yaptığı iki kitabı tanıtacağım. İkisi de bir birinden ilginç kitaplar.
 
İlk kitabın yazarı Katie Daynes. Kitabı tasarlayan Suzie Harrison. Resimleyen ise Marie-Eve Tremblay. Açılıp kapanabilen 60 pencerede çocukların merak ettikleri bir çok sorunun cevabı var:

 Kitabın arkasında bir de açıklama var. Bu kitap İngiltere baskısıyla aynı anda basılmıştır ve tüm sağlık kontrollerinden geçmiştir. Kullanılan boya ve kağıt Avrupa Birliği standartlarına uygundur.
 
Kitap Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından.


Her sayfada çocukların merak ettikleri solular açılır kulakçıkların üzerine yazılmış. Kulakçığı kaldırıp cevapları okuyorsunuz. Ben bu tür kitapları oldukça beğeniyorum. Çocuklarda merak duygusu uyandırmanın yanında kitabı siz okurken çocuğun pasif dinlemesini önlüyor.

İkinci kitap fotoğrafta da görüldüğü gibi 3D görüntülü bir kitap. Gaby Goldsack tarafından yazılmış. Simon Williams tarafından çizilmiş. Koleksiyon yayınlarına ait bu kitapta sayfaların sağ tarafında bulunan yüksek kalite görüntüleme sistemi hayvan resimlerinin gerçek gibi görünmesini sağlıyor. Çocuklar için eğlenceli bir kitap.
 
 
 
Kitap ortadan açılarak okunuyor. 3D görüntüyü sağlayan sağ üst köşedeki büyüteç gibi duran kısım. Burası katlanarak yukarda duruyor ve okuduğunuz hayvanların resimlerine bu şekilde bakıyorsunuz.
Oğlum güzel bir kitap almış. Okula kurulan kitap standından seçmiş. Yanında ben yoktum alırken.
Güzel kitaplar seçmiş. Ben de zevkle okuyup, inceledim.
 
 
Çocukların kitaplarını kendilerinin seçmesine olanak verirken, yalnızca onlara rehberlik etmekle yetinelim.

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Kaya Matkabı Seven Çocuğun Annesinden

Çocukların ilgi alanları oldukça farklıdır. Farklılığın yanında bir çok konuya ilgi duyabilirler. Bu ilgi alanlarını fark etmek ve bu alanda faaliyetlerde bulunmalarına olanak sağlamak, onların gelişimlerini olumlu etkilediği gibi, ilgileri doğrultusunda zaman geçirmeleri onları mutlu kılar. Bizim içim anlamsız olabilecek düşünceleri olabilir kimi zaman. Kimi zaman da  'Nasıl yani bu da olur mu?' dedirtecek ilgi alanlarına sahip olabilirler. Çocuk dünyayı; algılarına , keşiflerine, tecrübe etmesine göre anlamlandıracaktır. Çocuklarımız bizim ilgi alanlarımıza ilgi duymaya bilirler. Onlar bizden farklı ilgi alanlarına sahiptirler. Bu yüzden kendi ilgi alanlarımızı çocuğa empoze etmek yerine, onu izleyerek, gözlemleyerek ilgilerini ortaya çıkarmasına rehber olmalıyız.

 
Demir fotoğrafta görüldüğü gibi  kaya matkabını çok seviyor. Belki bir çok çocuk kaya matkabından ve çıkardığı sesten korkabilir. Ama Demir Marmara forumdaki Bauhaus'da bütün kaya matkaplarını inceledi. Seslerini dinledi ve son olarak bundan bir tane alıp alamayacağımızı sordu. Alamayacağımızı söyledik. Israr edeceğini biliyordum. Çünkü daha geçen sene Abideyi Hürriyet Caddesi'nde yürüyorduk. Demir yorulmuştu ve bizde bu durumlar için bastonlu bebek arabasını  yanımızda taşıyoduk. Uyuya kaldı, bizde arabaya koyduk ve eve dönüyorduk. O arada caddede kaya matkabıyla betonu deliyorlardı. Demir bu sesle uyandı, 'Anne kaya matkabı ne güzel değil mi?' dedi ve tekrar uyudu. Israrlarını normal karşıladık. Çünkü kaya matkabını sevdiğini biliyorduk. Kaya matkabı seven bir çocuğun annesi olarak gerekli açıklamaları yapmaya başladım.Bunu kullanamayacağımızı, evde saklayamayacağımızı vb. anlattım. İkna oldu yada, isteğimi bir başka baharda dile getiririm düşüncesiyle belki de bilmiyorum, ısrar bitti. Fotoğrafta sol elinde görülen metreyi aldı. Evde bir tane olduğunu söyledik. Ama o ölçerken sabitlenmiyor cevabını alınca eli mahkum metreyi alarak Bauhaus'dan ayrıldık. Ucuz atlattık anlayacağınız.
 
 
Çocuk, bugün matkap sever, metre sever
Çocuk, yarın kepçe sever, vinç sever,
Çocuk önyargısız sever,
Bizim sevdiklerimizi değil,
Kendi iç kılavuzuna göre sever,
Bir gün uzayı merak eder, teleskop ister,
Diğer gün dinazorların yok oluşuna isyan eder,
Çocuk, iç kılavuzundan aldığı güçle merak eder, yazar, çizer,
Önünde uzanan bilgi ummanında bir gemi gibi yol alırken,
Biz ise bu geminin bazen rüzgarı, bazen direği,
Bazen küpeştesi, bazen güvertesi,
Belki pruvası, belki pupası,
Kimi zaman ırgatı, kimi zaman çapası,
En çok da yol arkadaşıyız bu yolculukta.
                           Sevuk BEGEN

24 Mayıs 2013 Cuma

İkindi Kahvaltısı

Bu hafta sonu Demir ile hazırladığımız bir ikindi kahvaltısını paylaşmak istedim sizlerle. Özellikle domates, biber, yeşil soğan ve maydanozu salatalarda yiyemeyen çocuklar için ideal bir ikindi kahvaltısı.
 
 Malzemeler:
300 gr. beyaz peynir
2 adet domates
2 adet tatlı yeşil biber
İsteğe göre, bir tutam maydanoz, bir tutam yeşil soğan yaprakları
3 yumurta
Dilimlenmiş buğday veya kepek ekmeği
Yapılışı:
Tüm malzemeleri ince ince doğrayıp bir kaseye alıyoruz. Yumurtaları kırıp karıştırıyoruz. Sonra bu harcı, tepsiye dizdiğimiz ekmek dilimlerinin üzerine yayıyoruz. Isıtılmış fırında kızarıncaya kadar pişiriyoruz.
İstersek farklı sebzeleri de ilave edebiliriz. ( havuç gibi)
Ama maydanozu ve yeşil soğanı çocuklar yiyemiyorlar. Bu şekilde bizim Demir yedi.



Peynir, çocuğun hem fiziksel hem de zeka gelişimi için önemli bir besin. Kalsiyum kaynağı peynirin büyümeyi sağladığı hep söyleniyor. Bir kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynirin her gün tüketilmesi çocukların büyümesi için olmazsa olmazlardan. Peynirde bulunan çinkonun büyüme hormonlarını etkilediği belirtiliyor. Sağlıklı kemik ve diş gelişimini sağlayan  peynir, protein, fosfor, kalsiyum ve B12 vitaminince zengin. B12 vitamini sinir hücreleri için gereklidir.
Maydanoz,  A,C,E ve K vitaminleri ile demir, magnezyum, potasyum, kükürt, kalsiyum ve fosfor mineralleri açısından zengin bir besindir.
Yeşil Soğanın baş kısmı C vitamini  içerir. Yeşil soğanın kalp sağlığına faydasından söz edilmektedir. Eskiden hatırlarım diş çıkaran çocukların ellerine soğanın yeşil kısmından bir parça, çiğnemesi için verilirdi.
Domatesin faydaları saymakla bitmez. Burada en önemlisi kanseri önleyici likopen bakımından zengin olması.
Yeşil biber C vitaminince zengindir. Antioksidan özelliği vardır. Bağışıklığı kuvvetlendirir.
Yumurtanın büyüme çağındaki çocuklar için gerekliliği tartışılmaz. Çok önemli amino asitleri ihtiva eden yumurtanın tamamına yakını sindirilmektedir ve en kaliteli proteini içermektedir.


Bunun yanına bir içecek olsa fena olmaz diyorsak vişneler tezgahlarda görülmeye başladı. Bir vişne şurubu iyi gider derseniz;
Malzemeler:
1 kg vişne
4 su bardağı toz şeker (arzuya göre şeker miktarı azaltılabilir veya artırılabilir)
4-5 su bardağı su
Bir kaşık limon suyu
Yapılışı:
Yıkayıp ayıkladığımız vişneleri kabukları çatlayıncaya kadar bir tencerede kaynatalım. Şekeri ilave ederek 5 dakika daha kaynatalım. Limon suyunu ilave edelim. Köpük olmuşsa kaşıkla alalım. Sonra suyunu süzelim. Taneleri süzgeçten geçirelim. Kavanoz veya cam şişede muhafaza edelim. İkram ederken su veya buz ilave edebiliriz.
Vişne, hafıza gelişimine faydalıdır. Bir bardak vişne suyu, günlük potasyum ihtiyacının yüzde onunu karşılar.

 
Bu ikindi kahvaltısını yaparken de Demir ile şiirli günlere devam ettik. Yine Orhan Veli'den okuyoruz.
 
KUMRULU ŞİİR
Duyduğum yoktu ne vakittir
Güvercin sesi, kumru sesi, pencerede;
İçime gene
Yolculuk mu düştü, nedir?
Nedir bu yosun kokusu,
Martıların gürültüsü havalarda;
Nedir?
Yolculuk olmalı, yolculuk.


 
 

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Nostaljik Oyunlar 1

Geçen gün Demir ile oyun parkına gittik. Parkta yaşları 8-12 arasında olan 7 çocuk oynamıyorlardı. Demir onları izliyor ve oynamamalarına sanırım bir anlam veremiyordu. Yaşça Demir'den büyüklerdi. Durmadan bir birlerine sataşıyorlar. Anlamsızca birbirlerine vuruyorlar, amaçsızca birbirlerini kovalıyorlardı. Biraz izledikten sonra çocuklarla iletişim kurmaya başladım. Önce onlarla tanıştım. Sonra da bizim çocukluk oyunlarımızdan bahsetmeye başladım. Hepsi pür dikkat dinlemeye başladılar. Hemen karşıma oturdular. Oyunu anlattıktan sonra 'Oynayabilir miyiz?' diye sordular. Onlar isteyince ben de Demir ile birlikte ilk oyunlarına katıldım. Oyunumuzun adı :

Hacı Baba Hicaz'dan Gelmiş
Tüm oyuncular daire oluşturacak şekilde, yerde veya bir sandalyede oturur.
Oyunu birinci oyuncu, yanındaki ikinci  oyuncuya 'Hacı baba Hicaz'dan gelmiş' diyerek başlatır.
İkinci oyuncu 'Ne getirmiş?' der.
Birinci oyuncu 'Bir yelpaze' diyerek sağ elini sallamaya başlar.
İkinci oyuncu üçüncü oyuncuya 'Hacı baba Hicaz'dan gelmiş' der.
Üçüncü oyuncu 'Ne getirmiş?' der.
İkinci oyuncu 'Bir yelpaze' diyerek sağ elini sallamaya başlar.
Tüm oyuncular turu tamamlayınca;

Birinci oyuncu ikinci oyuncuya 'Hacı baba Hicaz'dan gelmiş' der.
İkinci oyuncu 'Ne getirmiş?' der.
Birinci oyuncu 'İki yelpaze' diyerek sol elini sallamaya başlar.
İkinci oyuncu üçüncü oyuncuya 'Hacı baba Hicaz'dan gelmiş' der.
Üçüncü oyuncu 'Ne getirmiş?' der.
İkinci oyuncu 'İki yelpaze' diyerek sol elini sallamaya başlar.
Tüm oyuncular turu tamamlayınca;

Birinci oyuncu ikinci oyuncuya 'Hacı baba Hicaz'dan gelmiş' der.
İkinci oyuncu 'Ne getirmiş?' der.
Birinci oyuncu 'Üç yelpaze' diyerek sağ ayağını sallamaya başlar.
Tüm oyuncular turu tamamlayınca;

Birinci oyuncu ikinci oyuncuya 'Hacı baba Hicaz'dan gelmiş' der.
İkinci oyuncu 'Ne getirmiş?' der.
Birinci oyuncu 'Dört yelpaze' diyerek sol ayağını sallamaya başlar.
Tüm oyuncular turu tamamlayınca;

Birinci oyuncu ikinci oyuncuya 'Hacı baba Hicaz'dan gelmiş' der.
İkinci oyuncu 'Ne getirmiş?' der.
Birinci oyuncu 'Beş yelpaze' diyerek dilini dışarı çıkarır ve sallamaya başlar.
Tüm oyuncular turu tamamlayınca;

Birinci oyuncu ikinci oyuncuya 'Hacı baba Hicaz'dan gelmiş' der.
İkinci oyuncu 'Ne getirmiş?' der.
Birinci oyuncu 'Altı yelpaze' diyerek başını sallamaya başlar.
Tüm oyuncular turu tamamlayınca kadar oyun devam eder. Oyun süresince sallanan organlardan herhangi birini sallamayı durduran oyuncu oyun dışında kalır. Oyun diğer oyuncularla devam eder. Oyun tek oyuncu oyunda kalana sürer.

İlk oyunu onlarla birlikte oynadım. 'Tekrar oynayalım ne oluuuuur', yakarışlarından sonra oynamayıp rehberlik edeceğimi söyledim. Oyunu ve kuralarını öğrendikten sonra kendileri oynadılar. 'Bize başka oyunlar öğretir misiniz?' dediklerinde 'Bir başka gün neden olmasın.' dedim. Onlarda razı oldular. Her şeyi bir günde tüketmelerini istemiyordum. Çünkü bu oyunlar bizleri büyütmüştü. El göz koordinasyonumuz bu oyunlarla gelişmişti. Bu oyunlarla öğrendik sıramızı beklemeyi, bu oyunlarla öğrendik mücadeleyi ve dayanıklılığı...
Çocuklarımız bilgisayarda, internette en zor oyunları oynuyor. Ama ne eksik. Arkadaş eksik, ruh eksik. Oyun oynamayı öğretelim çocuklarımıza. Kendi çocukluğumuzun yalın, basit ama içi paylaşım dolu oyunlarını anlatalım onlara. Oynamaksa onlara kalmış...
http://kumtanesiyiz.blogspot.com/

19 Mayıs 2013 Pazar

19 Mayıs

Sevgili Gençler,
Bugün 19 Mayıs. Bayramınız kutlu olsun. Samsun'da doğan güneş içimizi ısıtıyor. O güneş hiç sönmeyecek. Her geçen yıl daha kuvvetli parlayacak, önümüzü bir öncekine göre daha çok aydınlatacak. Türk gençliği dünyada var oldukça, o güneş hepimizi sımsıcak sarıp sarmalayacak. Dünyanın neresinde olursa olsun, bir güneş gibi parlayan Türk gençliğine armağanımdır...

Hepimiz Samsun'uz bugün,
Samsun'dan doğan güneşiz,
Erzurum'uz, Amasya'yız, Sivas'ız
Oralardan Ankara'ya imkansızlıklarla koşanız,
Hepimiz Ankara'yız bugün,
Ankara'da çelikten bir duvarız,
Hepimiz Kocatepe'yiz, İzmir'iz bugün,
Askerin tayınıyız, tayınındaki kuru ekmekle hoşafız,
Cephe gerisinde mermi taşıyan kız, kızan,
Cephede en öndeki askerin, elindeki bayrağız,
Hepimiz Atatürk'ün mavi gözlerindeki umutlarız bugün.
Hepimiz Anadolu'yuz, Anadolu'da akan gümüş dereyiz.
Eğer istersek yeri göğü inletiriz.
                                            Canan BEGENDİ
http://kumtanesiyiz.blogspot.com/